Genel

YeniBirİşFikri 12

Merhaba sevgili okur.

Türkiye’nin dijitalleşmesi ile ilgili çok boyutlu, basit, anlaşılır, harika bir rapor okudum: Türkiye’nin dijital dönüşüm endeksi 2020. TÜBİSAD tarafından oluşturulup yayınlanmış (http://www.tubisad.org.tr/tr/images/pdf/tubisad-dde-2020.pdf).

Bu raporda beni en çok etkileyen bölüm, matematik ve fen ile ilgili kişisel, toplumsal belki de dünya genelindeki endişe ve engellerimiz. Matematiği ve fen konularını severek anlayabiliriz. Severek ve isteyerek. Bizim matematiği sevebilmemiz için de, bize matematik anlatan kişinin yani rol modelimizin de matematiği sevmesi ve sevgiyle anlatması çok kıymetli. Ben çocukken, akşam yemeklerinde bir araya geldiğimizde babam akıldan yapılan işlemlerle ilgili sorular sorardı. Bir hikaye anlatıp hikayenin içinde “peki çobanın kaç koyunu kalmış?” gibi. Veya doğrudan çarpım tablosu soruları. Çok eğlenceliydi. Tabi kapasite de önemli. Ben bir yere kadar kıvırabiliyordum ama kardeşimin çok işine yaradığını biliyorum. %50 fena sonuç değil. 😊

Buradan bütün matematik öğretmenlerine, özellikle sevgiyle ve ilhamla ders anlatan matematik öğretmenlerine selam olsun. Ahmet Şerif İzgören ve ekibinde yer alan tüm uğur böceklerine de bu anlamda selam olsun.

İşte bu noktada aklıma bir iş fikri geldi. İş yerlerinde matematikten korkan ve bu konudaki eksik bilgilerini kapatmaya çalışarak çok yorulan bir sürü insan var. Excel ve İngilizce kadar hatta belki daha önemli bir konu. Emekli matematik öğretmenlerine, iş arayan matematik öğretmenlerine sesleniyorum. Şirketlerin kapısını çalın, matematik öğretmeniyim deyin. Şirket içinde eksikliği hissedilen matematiksel konuları konuşun. Sonra başlayın eğitimlere.

Bir iş fikri daha geldi aklıma. Sevgili anneanneler ve dedeler siz de torunlara onların yaşına uygun matematik anlatır mısınız? Oyunlarla, hikayelerle, sorularla…. Şimdi salgın döneminde kendi torunlarınıza ama sonra mahalledeki tüm torunlara da…

Listeye geri dön

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.